68 Milyar Dolar Hedefi: Turist Sayısını mı, Turistin Harcamasını mı Büyüteceğiz?
Turizmde rakamları seviyoruz.Her sezon yeni bir rekor açıklıyoruz.
Kaç turist geldi?Kaç milyon ziyaretçi ağırladık?Kaç gece konakladılar?Doluluk oranları ne oldu?
Bütün bunlar elbette önemli.
Ama bence artık turizmde biraz daha farklı bir soru sormamız gerekiyor:Gelen turist kaç para bıraktı?
Çünkü 68 milyar dolarlık turizm geliri hedefini konuşurken asıl mesele yalnızca turist sayısını artırmak değil.
Turistin Türkiye’de daha fazla değer üretmesini sağlamak.Daha fazla turist mi, daha değerli turist mi?
Yıllardır turizmde başarıyı turist sayısıyla ölçmeye alıştık.10 milyon geldi, 20 milyon geldi, 30 milyon geldi…
Rakam büyüdükçe sevindik.Haklıyız da.Çünkü turist demek hareket demek.
İstihdam demek.Otel demek.Restoran demek.Esnaf demek.Uçak demek.Acente demek.Ama işin bir de başka tarafı var.
100 turist geliyor ve kişi başı 500 dolar bırakıyorsa başka…100 turist geliyor ve kişi başı 2 bin dolar harcıyorsa başka.İkisi de “100 turist”.
Ama turizme katkıları aynı değil.İşte artık biraz da buraya bakmamız gerekiyor.
Turist neden daha fazla harcamıyor?Bence bu soruyu kendimize dürüstçe sormalıyız.
Türkiye’ye gelen turist neden otelden çıkmıyor?Neden şehir merkezine gitmiyor?
Neden yerel restoranda yemek yemiyor?Neden müzeye, müzik etkinliğine, gastronomi deneyimine, alışverişe daha fazla para harcamıyor?
Neden bir haftalık tatilinin büyük bölümünü otel içinde geçiriyor?Belki de mesele turistin harcama isteğinde değil.
Bizim ona yeterince harcayacak deneyim sunamamamızda.Turiste sadece oda ve yemek satarsanız, turist de oda ve yemek satın alır.
Ama ona bir hikâye verirseniz…Bir rota verirseniz…Bir gastronomi deneyimi sunarsanız…Bir bağ gezisi yaptırırsanız…Bir köyü tanıtırsanız…Bir müzeyi gece gezdirirseniz…Bir tekne turunu unutulmaz hale getirirseniz…
İşte o zaman turizm harcaması da değişir.
Turizm sadece otelden ibaret değil.Bazen turizm deyince aklımıza ilk olarak oteller geliyor.
Oysa turizm çok daha büyük bir ekonomi.
Restoran var.Kafe var.Müze var.Rehber var.Taksi var.Transfer var.Tekne var.Alışveriş var.Gastronomi var.Kültür var.Sanat var.Eğlence var.Wellness var.Doğa var.Yerel üretici var.Küçük esnaf var.
Yani turistin cebinden çıkan para ne kadar çok noktaya dağılıyorsa, turizmin gerçek ekonomik etkisi de o kadar büyüyor.
Bence 68 milyar doları konuşurken biraz da bunu konuşmalıyız.Bu paranın ne kadarı turizm zincirinin tamamına yayılıyor?
Her şeyi “her şey dahil”e sığdırabilir miyiz?Türkiye’nin en büyük başarılarından biri kuşkusuz her şey dahil sistemi.
Turiste güvenli, konforlu ve öngörülebilir bir tatil sunuyor.Ama bunun bir yan etkisi de var.
Turist otelden çıkmadığında, destinasyonun geri kalanına para harcamıyor.
Şehrin restoranını görmüyor.Yerel pazara gitmiyor.Küçük esnafla tanışmıyor.Yerel ürünü keşfetmiyor.
Bazen Türkiye’ye geliyor ama Türkiye’yi yaşamadan geri dönüyor.Bence geleceğin turizmi burada biraz değişmek zorunda.Otel dolu olacak ama şehir de dolu olacak.
Turist hem otelde kalacak hem de destinasyonu yaşayacak.
Asıl hedef kişi başı harcama olmalı.Turizmde artık yeni bir başarı kriterine ihtiyacımız var.
Sadece “kaç turist geldi?” değil…“Turist başına ne kadar gelir elde ettik?”
Ve daha da önemlisi:
“Turist bu parayı nerede harcadı?”Çünkü yüksek harcama yapan turist demek sadece lüks otelde kalan turist demek değil.
Kültür için para harcayan turist de değerli.Gastronomi için harcayan turist de.Yerel ürün satın alan turist de.Tekne turuna çıkan turist de.Müzeye giren turist de.Bir köyü ziyaret eden turist de.Bir şefin atölyesine katılan turist de.
Yani “yüksek gelirli turist” kavramını sadece lüks tüketim üzerinden düşünmemeliyiz.
Deneyime para harcayan turist de bizim için çok değerli.Gastronomi burada büyük fırsat.
Benim özellikle gastronomi tarafında büyük bir potansiyel gördüğüm yer burası.Türkiye’nin mutfağı inanılmaz zengin.
Ama turistin önüne hâlâ çoğu zaman birkaç klasik yemek koyup “Türk mutfağı bu” diyoruz.
Oysa değil.
Türkiye’nin mutfağı bundan çok daha büyük.Bir turist Ayvalık’a geldiğinde zeytinyağını tanıyabilir.Urla’da bağları gezebilir.Gaziantep’te mutfağın tarihini yaşayabilir.Mardin’de farklı kültürlerin sofralarını keşfedebilir.Karadeniz’de yerel ürünleri tanıyabilir.Konya’da geleneksel mutfağın izini sürebilir.
İşte bunların her biri turiste yeni bir harcama alanı açarken aynı zamanda Türkiye’nin hikâyesini anlatıyor.
Daha pahalı değil, daha değerli olmalıyız.Turizmde “pahalı ülke” olmakla “değerli ülke” olmak arasında büyük fark var.
Turist yüksek fiyat ödemeye itiraz etmeyebilir.Eğer aldığı hizmetin, deneyimin ve hikâyenin karşılığını görüyorsa…
Sorun fiyat değil.Sorun, fiyatın karşılığını verememek.
Bu yüzden Türkiye’nin turizm politikasında sadece daha fazla oda, daha fazla yatak, daha fazla turist değil;daha fazla deneyim,daha fazla kalite,daha fazla yerel ürün,daha fazla kültür,daha fazla gastronomi,daha fazla gece ekonomisikonuşulmalı.
68 milyar dolar bir son değil.68 milyar dolar elbette önemli bir hedef.
Ama ben bu rakamı bir son olarak görmüyorum.Asıl mesele bundan sonra ne yapacağımız.
Çünkü 68 milyar dolara ulaşmak güzel.
Ama daha önemlisi, bunu sağlıklı ve sürdürülebilir bir turizm ekonomisine dönüştürmek.
Turist sayısı artarken doğal kaynaklarımız tükenmemeli.Oteller kazanırken esnaf kaybetmemeli.Turist gelirken yerel halk turizmden dışlanmamalı.Destinasyon büyürken kimliğini kaybetmemeli.
Ve turist Türkiye’den ayrılırken sadece otelini değil, Türkiye’yi hatırlamalı.Belki de turizmde artık hedefimizi biraz değiştirmeliyiz.
“Bu yıl kaç milyon turist gelecek?” sorusunun yanına başka bir soru koymalıyız:
“Bu turist Türkiye’de ne kadar harcayacak ve bu para kime, nereye, nasıl dağılacak?”
Çünkü mesele sadece daha fazla insan getirmek değil.Mesele gelen insanın Türkiye’yi yaşaması.
Soframıza oturması.Sokağımıza çıkması.Üreticimizi tanıması.Şehrimizi keşfetmesi.Yerel ürünümüzü satın alması.Ve giderken yeniden gelmek istemesi.
68 milyar dolarlık hedefin gerçek anlamı bence burada.Daha çok turist değil sadece…Daha çok değer.
Çünkü turizmde geleceğin hesabı artık kişi sayısıyla değil, kişi başına yaratılan değerle yapılacak.