Rekorlar Var… Peki Karlılık Nerede?
Rekorlar Var… Peki Karlılık Nerede?
Her ay yeni bir turizm verisi açıklanıyor. Rekor ziyaretçi sayıları, artan gelirler, doluluk oranları… Elbette bunlar sevindirici gelişmeler. Türkiye turizmi büyüyor, dünyanın en çok tercih edilen destinasyonları arasındaki yerini güçlendiriyor.
Ama ben artık başka bir soru sormak istiyorum.
Gerçekten kazanıyor muyuz?
Evet, milyonlarca turisti ülkemizde ağırlıyoruz. Otellerimiz doluyor, havalimanlarımız hareketleniyor, sahillerimiz cıvıl cıvıl oluyor. Ancak işin sonunda turizmci, esnaf, restoran işletmecisi ve yerel üretici aynı memnuniyeti hissediyor mu?
İşte asıl konuşmamız gereken konu bu.
Yıllardır turizm sektörünü izleyen biri olarak görüyorum ki artık sadece turist sayısıyla övünme dönemi geride kaldı. Bundan sonra konuşmamız gereken, ülkemize gelen turistin ne kadar harcama yaptığı, hangi deneyimleri yaşadığı ve Türkiye’den nasıl ayrıldığı olmalı.
Dünyanın birçok ülkesi artık “daha fazla turist” yerine “daha fazla değer üreten turist” hedefini benimsiyor. Çünkü biliyorlar ki aynı sayıda ziyaretçiyle çok daha yüksek gelir elde etmek mümkün.
Peki biz neden hâlâ milyonları konuşuyoruz da kişi başına harcamayı yeterince konuşmuyoruz?
Türkiye’nin bu konuda büyük bir avantajı var. Gastronomimiz var. Sağlık turizmimiz var. Kruvaziyer turizmi yükseliyor. Bağ rotalarımız, kültür miraslarımız, doğa destinasyonlarımız ve dört mevsime yayılan turizm çeşitliliğimiz var. Kısacası elimizde çok güçlü bir ürün var.
Ancak bu zenginliği doğru anlatabildiğimiz ölçüde kazanca dönüştürebiliriz.
Bir turist sadece otel odasında vakit geçirip ülkesine dönüyorsa, potansiyelimizin önemli bir bölümünü değerlendiremiyoruz demektir. Oysa yerel restoranlarda yemek yiyen, coğrafi işaretli ürünleri satın alan, müzeleri gezen, kültür rotalarını keşfeden ve daha uzun süre konaklayan bir ziyaretçi hem şehir ekonomisine hem de ülke ekonomisine çok daha büyük katkı sağlar.
Bence artık şu soruyu cesaretle sormalıyız:
Daha çok turist mi istiyoruz, yoksa daha nitelikli turist mi?
Benim cevabım net.
Türkiye’nin artık sadece ziyaretçi sayısına odaklanan bir turizm anlayışından çıkıp, yüksek katma değer üreten bir modele yönelmesi gerekiyor. Çünkü gerçek başarı, havalimanlarından geçen yolcu sayısıyla değil; turizmden elde edilen gelirle, yerel ekonomiye sağlanan katkıyla ve ülkemizden memnun ayrılan ziyaretçilerin yeniden bizi tercih etmesiyle ölçülür.
Turizmde rekorlar elbette gurur verici. Ancak rakamların arkasındaki kaliteyi ve kazancı konuşmadığımız sürece eksik bir başarı hikâyesi yazmış oluruz.
Belki de artık hedefimizi değiştirme zamanı gelmiştir.
Daha fazla turist değil…
Daha fazla değer üreten turizm.