Aygün Şirketler Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Aygün, CNBC-e ekranlarında gerçekleştirdiği bir röportajda, şirketlerinin markalaşma süreçlerini, otel yatırımlarını ve sektördeki mevcut durumu detaylı bir şekilde ele aldı. Katıldığı "Şafak Tükle ile İş'ten Sohbetler" programında, grubun kuruluş öyküsü ve büyümesi hakkında bilgiler veren Aygün, ticari kariyerine Almanya'nın Berlin kentinde gıda sektörü ile başladıklarını vurguladı. Aygün, 1975 yılında ilk Türk restoranını açarak ve katıldıkları gıda fuarları aracılığıyla döner kültürünü Almanya'da yaygınlaştırmaya katkıda bulunduklarını ifade etti.

Almanya'da 5 Şehir Oteli İle Hizmet Veriyoruz
Almanya'da "Hasır" markasıyla restoran işletmeciliği yaparak edindikleri gelirleri Türkiye'ye aktardıklarını ifade eden Aygün, sektör yolculuklarının ilk aşamasını şehirlerarası otobüs taşımacılığı ile başlattıklarını ve ardından 1991 yılında İstanbul Şişli’de ilk otellerini açarak konaklama sektörüne giriş yaptıklarını açıkladı. Yıllar içinde Taksim, Bakırköy, Antalya ve Bodrum gibi bölgelerde tesis sayılarını artırdıklarını belirten Aygün, şu an Almanya'da toplam 5 şehir otelinin bulunduğunu ve bunların 3, 4 ve 5 yıldızlı oteller olduğunu dile getirdi. Bu otellerin işletilmesi ve yönetimi üzerine geliştirdikleri stratejilerle, grup olarak uluslararası pazarda daha da etkili olmayı hedeflediklerini açıkladı.

Otel Portföyümüz 20'ye Yaklaşıyor, Yeni Hedef Mısır
Mehmet Aygün, grubun güncel otel portföyünün toplamda 20'ye yaklaşmakta olduğunu belirtirken, büyüme modellerinde yeni bir evreye geçtiklerinin altını çizdi. Aygün, şirket içinde otellerin kendi kendine sürdürülebilir bir büyüme modeli oluşturma amacı güttüklerini ve yakın bir gelecekte açılacak tesisle birlikte Mısır'da franchise ve yönetim modellerini ilk defa uygulayacaklarını duyurdu. Aygün, dünya genelinde zincir otel markalarının mülkiyet sahibi olmaktan ziyade franchise ve yönetim modeli aracılığıyla büyümeyi tercih ettiğini ifade etti. Böylelikle Aygün Şirketler Grubu da markalaşma üzerinden gelir elde etmeyi stratejileri arasına alarak, yurt dışı yatırım süreçlerinde siyasi faktörler, finansman imkanları ve fizibilite analizlerinin etkili olduğunu belirtti. Uzun vadeli hedefleri doğrultusunda bankalarla iş birliği yaparak ilerlediklerini vurguladı.
Şehir otelciliği ve tatil resort otelciliği arasındaki farklar dikkat çekici. Yapılan açıklamalara göre, resort otelciliğinin %75 oranında gastronomi ile bağlantılı olduğu vurgulanıyor. Michael Aygün, "Her şey dahil" sisteminin başarılı olabilmesi için lezzet ve hizmet kalitesinin çok önemli olduğunu belirtiyor. Kaliteli hizmet sunumunun israfı azaltma ve tasarruf sağlama açısından kritik bir rolü olduğunu dile getiriyor.

Gastronomi ile Sürdürülebilirlik İlişkisi
Aygün, grubun yeni açılan Cullinan otelinin yüksek talep gördüğüne de değinerek, bu otelin doluluk oranlarının oldukça tatmin edici seviyelerde olduğunu aktardı. Otelcilik sektöründe sürdürülebilirliğin önemine vurgu yapan Aygün, kış sezonunun da etkin bir şekilde değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti. Otellerin sadece yaz döneminde değil, kongre, toplantı gibi etkinlikler, spor faaliyetleri ve diğer imkânlarla yılda 12 ay boyunca hizmet vermesi gerektiğini belirtti. Şu anki otelcilik anlayışı, sadece konaklama değil, aynı zamanda misafirlere sunulan deneyimlerin kalitesine dayalı olarak da şekillenmekte. Aygün, bu deneyimlerin her yanının tasarruflu ve sıfır israf prensibiyle yönetilmesinin gerekli olduğuna inanıyor.

Antalya'nın Turizm Dinamikleri ve Ekonomik Zorluklar
Antalya'daki mevcut turist profili ve sezon durumu üzerine değerlendirmelerde bulunan Mehmet Aygün, üst segment tesislerde genel bir sıkıntı olmadığını, fakat Ortadoğu'daki çatışmalar nedeniyle %9 ile %10 civarında bir turist kaybı yaşandığını ifade etti. Aynı zamanda, dünya genelinde birçok misafiri ağırladıklarını ekledi. Ancak sektörün bugün en büyük sorununun artan maliyetler ve giderler olduğunu belirtti. Bu durum, otellerin kar marjlarını ciddi şekilde etkileyebilir. Aygün, sektördeki maliyet baskısının sürdürülebilirliğe daha fazla odaklanmaları gerektiğini de hatırlattı. Doluluk oranlarının iyi olmasına rağmen, bütçelerin çok dikkatli yönetilmesinin zorunluluğunu bir kez daha vurguladı.
Kaliteli İş Gücü Sağlama Stratejileri
Pandemi sonrasında turizm sektöründeki kalifiye eleman sıkıntısına çözüm arayan Aygün, yeterli yerli iş gücü temin edilemediği için Endonezya, Kazakistan ve Özbekistan gibi ülkelerden personel istihdam ettiklerini açıkladı. Aygün, yerli çalışanları sektörde tutmanın en etkili yolunun eğitim fırsatları ve yabancı dil gelişimi ile mümkün olacağını ifade etti. Genç neslin turizm alanında kariyer hedefleri varsa, dil öğrenimine daha fazla zaman ayırmaları gerektiğinin altını çizdi. Otelcilikte uzun vadeli başarı için dürüstlük, hijyen ve kaliteli hizmet anlayışının vazgeçilmez ilkeler olduğuna işaret etti.