Dış turizme bağımlı bir yapı ile sezon dışı istihdamı korumanın giderek daha güç hale geldiği belirtiliyor. Turizm sektörü temsilcileri, düşük sezonda iç turizmi canlandıracak mekanizmaların hayata geçirilmesinin önem taşıdığını vurguladı. İstihdamın sezonluk dalgalanmalardan etkilenmemesi için gereken önlemlerin neler olacağı ise DÜNYA'ya aktarıldı. Türkiye'de Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) verilerine göre, turizm sektöründe toplam 1.463.000 kişi çalışıyor. Bu kişilerin büyük bir bölümü konaklama ve yiyecek-içecek hizmetlerinde görev alıyor. Turizmin toplam istihdam içindeki payı ise yaklaşık %9 seviyelerinde. Ancak, turizm istihdamı mevsimsel dalgalanmalardan önemli ölçüde etkileniyor. Özellikle yaz aylarında talep artarken, sezon sonunda istihdamda azalma gözlemleniyor.
Farklı Otel Türlerinin İstihdam Yapıları
Türkiye Otelciler Birliği (TÜROB) Yönetim Kurulu Başkanı Müberra Eresin, resort oteller ile şehir otellerinin farklı taleplere sahip olduğunu belirtiyor. Şehir otelleri, yıl boyunca devam eden bir talep yapısı ile çalıştıklarından, klasik sezonluk istihdam modeli bu işletmeler için uygun değildir. Bu durum, kamu desteklerinin sektördeki farklı segmentlerin ihtiyaçlarına göre tasarlanmasının önemli olduğunu ortaya koyuyor. İç turizm için teşviklerin düzenlenmesi, yalnızca dış turizme bağımlı bir yapı ile sezon dışı istihdamın korunmasının zorlaşmasına engel olabilir. Eresin ayrıca, İspanya, İtalya, Fransa, Almanya ve İngiltere gibi ülkelerin iç turizmdeki başarısının, Türkiye’nin sürdürülebilir turizm hedeflerine ulaşmasına katkı sağlayabileceğini ifade ediyor.

İç Turizmin Desteklenmesinin Önemi
Eresin, istihdamın sürdürülebilirliğinin sağlanmasında yalnızca mali teşviklerin yeterli olamayacağını söylüyor. İşletmelerin kış aylarında da faaliyet gösterebilmesi için iç turizmin canlandırılması gerektiğine vurgu yapıyor. Yeni tatil kampanyaları ve seyahati cazip hale getirecek uygulamaların sektörü yıl boyunca canlı tutacağı düşünülüyor. İç turizmin desteklenmesi, yurt dışı turist sayısından bağımsız olarak, sektördeki canlılığı artırabilir. Eresin ayrıca, başarılı iç turizm politikalarının oluşturulmasının, Türkiye’nin mevcut turizm modelini daha sürdürülebilir hale getireceğini belirtiyor.
Mevsimselliğin Etkisi ve Nitelikli İstihdam
Son yıllarda yapılan çeşitli sağlık, spor, kültür ve gastronomi etkinlikleri, resort destinasyonlarının faaliyet sürelerini uzatmaya katkı sağlıyorsa da, turizm faaliyetlerinin 12 aya yayılmasında hala istenilen düzeye ulaşılamadığı ifade ediliyor. Eresin, mevsimsel çalışma modelinin istihdam sürekliliğini etkilediğine ve kalifiye iş gücünün sektörde tutunmasını zorlaştırdığına dikkat çekiyor. Çalışanların sektöre bağlılığının artırılması ve mesleki gelişmelerinin desteklenmesi için yıl boyunca sürdürülebilir bir çalışma ortamının yaratılması gerekiyor. Düşük sezonda düzenlenecek uluslararası etkinlikler, istihdamı korumak ve sektörü ayakta tutmak adına büyük önem taşıyor. Kasım ayındaki COP31 Konferansı'nın, yaklaşık 30 bin yabancı turisti ülkemize çekmesi bekleniyor ve bu tür etkinlikler, turizm gelirlerinin yanı sıra işletmelerin daha uzun süre açık kalmasını sağlayabilir.
Desteklerin Uygulama Dönemi İncelenmeli
Eresin, sektörün sürdürülebilirliği açısından son dönemde atılan adımları olumlu buluyor. Örneğin, konaklama vergisinin %2'den %1'e indirilmesi ve işverene sağlanacak çalışan başına aylık 3.500 TL SGK prim desteği gibi girişimler istihdamın korunmasında önemli bir etkende bulunuyor. Ancak, bu desteğin etkisini artırmak için uygulama döneminin tekrar gözden geçirilmesi gereklidir. Desteğin sektör açısından en düşük doluluk oranlarının yaşandığı ocak-mayıs dönemini kapsaması, işletmelerin açık kalmasını ve istihdamın sürdürülmesini daha etkili bir şekilde sağlayacaktır.
Şehir Otelleri için Uygulama Stratejileri
Turizm sektörünün rekabetçi yapısını ve istihdam kapasitesini artırmak adına daha fazla destek mekanizmasına ihtiyaç duyulduğu savunuluyor. Eresin, şehir otellerinin benzersiz maliyet yapısının dikkate alınarak geliştirilecek politikaların önemini vurguluyor. Mevcut iş yasalarının, turizmin dinamik yapısıyla tam örtüşmediği ve gençler ile kadınların sektöre katılımını zorlaştırdığı ifade ediliyor. Turizmde esnek istihdam modellerinin oluşturulması, bu sorunların aşılması adına kritik bir adım olarak görülüyor. Bu tür yenilikler, hem işletmelerin verimliliğini artıracak hem de nitelikli iş gücünün sektörde kalmasına yardımcı olacaktır.
Tarihi Yarımada'da turizm sektörü, yaşanan uluslararası krizler ve ekonomik zorluklarla beraber ciddi bir daralma sürecine girdi. İstanbul Ticaret Odası (İTO) Oteller Meslek Komitesi'nin önceki dönem başkanı ve Hotel Levni İstanbul'un Yönetim Kurulu Başkanı Aydın Karacabay, şubat ayı sonunda patlak veren ABD/İsrail-İran savaşı ile birlikte ziyaretçi sayısında azalma yaşandığını aktardı. Bu duruma döviz kurlarındaki artışın da eklenmesi, Türkiye'nin pahalı bir destinasyon haline gelmesine neden oldu. Karacabay, gerekli beklentilerin yaklaşık yüzde 25-30 altında kalındığını belirtti.
Otel Doluluk Oranlarındaki Düşüş
Karacabay, İstanbul'daki otel doluluk oranlarının yüzde 59-60 arasında seyrettiğini, geçen yıl bu oranların yüzde 85 civarında olduğunu vurguladı. Mayıs sonunda başlayan Dünya Kupası'nın etkisi nedeniyle özellikle Avrupa'dan gelen turistlerin İstanbul'daki yeme-içme fiyatlarının yüksekliği nedeniyle olumsuz etkilendiğini ifade eden Karacabay, bir aile için dışarıda yemek yemenin otel fiyatından daha maliyetli hale geldiğini söyledi.
Yerli ve yabancı turistlerin İstanbul'da ortalama kalış süresinin iki ila üç gün arasında olduğunu belirten Karacabay, bu süreyi artırmak için etkinlikler, spor müsabakaları ve konserlerin önemli olduğunu kaydetti. Ancak, bu tür organizasyonların daha uzun vadeli planlanması gerektiği görüşünü savunarak, 2027'de Londra'yı ziyaret etmeyi planlayan bir kişinin, o tarihteki etkinliklere dair bilgi almak için "Visit London" gibi platformlara bakacağını söyledi.
İstanbul'un turizmdeki son dakika organizasyon anlayışının sürdürülmesinin sürdürülebilir olmadığını belirten Karacabay, oda fiyatlarının da ciddi oranda düştüğünü, 180-190 eurodan 130 euroya kadar gerilediğini kaydetti. Artık satılık otellerin varlığının sektördeki durumu yansıttığını dile getiren Karacabay, kongreler için devletin biraz daha destek vermesi gerektiğini belirtti.
Çalışma Mevzuatının Zorlukları
Türkiye Turizm Yatırımcıları Derneği (TTYD) Başkanı Oya Narin, turizm sektörünün ekonomiye katkısının sadece doğrudan gelir ve istihdamla sınırlı olmadığını belirtti. Narin, döviz kazandırıcı özelliği ile sektördeki dış finansman ihtiyacını dengelemeye katkıda bulunduğunu ve dolayısıyla sektörün uzun vadede stratejik bir konuma gelmesine yardımcı olduğunu ifade etti.
Ancak, turizm istihdamındaki mevsimselliğin sektördeki istihdam yapısının en büyük zorluğu olduğunu vurguladı. Narin, turist sezonlarının belirgin şekilde dalgalanması neticesinde çalışan sayısının yaz aylarında artarken, sezon kapandığında azalmasının sorun oluşturduğunu belirtti. Personele yönelik eğitim süreçlerinin zaman ve kaynak israfına yol açtığına dikkat çeken Narin, yüksek personel devir oranlarının hem hizmet kalitesini hem de işletmelerin verimliliğini olumsuz etkilediğini ifade etti.
Nitelikli çalışanları elde tutma konusunda karşılaşılan en büyük engelin çalışma mevzuatıyla ilgili olduğunu dile getiren Narin, bu durumun büyük ölçüde sanayi sektörü pratiklerine göre şekillendiğini belirtti. Son dönemde yapılan iyileştirmelerin yerinde olduğunu ancak daha fazla adım atılması gerektiğini savundu.
Kalıcı İstihdam İçin Sezonun Yayılması
MÜSİAD Yönetim Kurulu Üyesi ve Kızılbük GYO Genel Müdürü Mahmut Sefa Çelik, turizmin 12 aya yayılmadığı sürece kalıcı istihdam yaratmanın yalnızca bir hayal olduğunu söyledi. Çelik, sektörün en büyük sorunlarından birinin 'sezonluk istihdam' döngüsü olduğunu ifade etti. Çalışanların sezon boyunca yoğun bir şekilde çalıştığını, ancak sezon bitiminde işsizlikle karşı karşıya kaldıklarını vurguladı.
Büyük bir insan kaynağının sezonluk dalgalanmalara maruz kalmasının ülkenin turizm potansiyeline haksızlık olduğunu belirten Çelik, kalıcı bir istihdam yapısının oluşturulması için sektördeki mevsimselliğin aşılması gerektiğini kaydetti. Ayrıca, uzun dönemli stratejik planlamaların yapılmasının sektörde istihdamı sürdürülebilir hale getireceğini sözlerine ekledi.
Sonuç olarak, İstanbul'un tarihi yarımadasındaki turizm sektörü, karşılaştığı zorlukları aşmak için etkinlikleri arttırmalı ve çalışan istihdamını süreklilik arz edecek şekilde yeniden organize etmelidir.